EVLİYA ÇELEBİ VE İSKİLİP

XIX .yüzyılda İskilip’i tanımlayan anlatımlara ,Evliya Çelebi 2nin söylediklerini de katalım.Şöyle anlatır Evliya Çelebi kenti”…Buradan kuzeye giderek İskilip kalesine geldik. İskilip Kalesi:Selçuklulardan Sultan Alaüddin’in fethidir.Sonra 817 (1414) senesinde Türk şerirlerinin elinden ,Çelebi Sultan Mehmet Han hazretleri zaptetmiştir.Çünkü bu havali eşkıyası bilinen Timur vakasında hep isyan edip Timur tarafına katılmışlar ve sonra nice memleketleri ve kaleleri zapt eylemişlerse de sonra Çelebi Sultan Mehmet Han Hepsini zaptetmiştir.Sonra Süleyman Han yazması üzere Sivas eyaletinde ve Çorum toprağında İstanbul’daki şeyhülislamlara ulaşır.Yüz elli akçelik şerif kazadır.Sipahi –Kethüda –yeri ,yeniçeri serdarı ,şehir su başısı, şehir kethüdası vardır. İskilip Kalesi Şekilleri:Göğe ulaşmış bir yüksek dağın tepesinde burç dışları traşlı taş ile bina edilmiş altı yüzlü bir kaledir.Varoşu bir dereli ,bağlı bahçeli yerde vaki olmuş olup mamur evlerle süslü fakat evleri o kadar geniş değildir.Uleması gayet çok olmakla her camiinde medrese müderrisleri ve talebeden musannifleri vardır.Burası zevk ve hava madeni olmayıp ilim ve hilm madenidir.Olgun,necip çocukları ,üçyüz kadar hafızı ve kırk adet ebced okuyan çocuk mektebi vardır.çarşısı bedesteni yoktur.Çarşılar da diğer şehir çarşıları gibi süslü ve muntazam değildir.Türk şehri ise de halkı umumiyetle halktan çekinir.Hatta Murtaza Paşa efendimizi kondurmamak istedilerse de paşa reayasına rağmen üç gün kalarak parasız yiyip içti,kondu,göçtü. Banse’de İskilip’ten geçen gezginlerdendir.Gezi notlarında Kızıl ırmak vadisinden ,çevredeki verimli yeşil tarlalardan ,ağaçlı alanlardan söz ederek ;Kaleciğin altında kuzeye doğru açılan ırmağın Paphlogonia dağ sıralarının gölgelerine uzanan yumuşak çıkışlı teraslarını dile getirir.Burada der Banse”….vadilerde daha çok bağ ,meyve bahçeleri ve köyler vardır.Dağlar arasındaki bir geçitle küçük bir kente ulaşılır.çevresi yeşille sarılı,kayalardan yükselen kalesiyle bu kent İskilip’tir.Dağlarının yükseklerindeki ormanlar,aşağıya ,kuru Galatya yaylasına ,düz damlı ,kerpiç evlere bakar.Kuzeyin rutubetli yapısında ise kerpiç evlerin yerini ahşap olanlar alıyor olmalı” YineTschihatscheff’in Anadolu gezilerinde 1849 yılında İskilip’e de uğradığını öğreniyoruz.Gezginin kente ilişkin gözlemlerini ,birkaç satırı aşmayan şu kısa anlatımında buluyoruz.”…tepeyi aşınca iniverdiğimiz dar vadide resim gibi uzanan bir kent çıktı karşımıza .Meyve ve asma bahçelerinin taze yeşiliyle kuşatılmış bu yer İskilip’ti.Kentte bin Türk evi vardı. Anadolu notlarında İskilip’e de yer veren Cuinet ise ,Kastamonu vilayeti ve merkez sancağına bağlı kazalarla ilgili olarak verdiği bilgilerde kenti çeşitli yönleriyle tanıtmaya çalışır.İskilip toplam nüfusunun 43490 olduğunu belirten gezgin çeşitli sayısal veriler ortaya koyar.Bunlar: Kaza merkezi ve ona bağlı yerleşmelerde bulunan yapılarla ilgili sayısal belirleme şöyledir. 108 camii,6 tekke,6 medrese,1 konak,belediye sarayı,5 kütüphane,1 Pazar,510 dükkan,2 han,4 hamam,18 çeşme,3 fıskiye,18tabakhane,63 un değirmeni,6 fırın,10 kahve,1770 konut,ayrıca 1 başlangıç mahkemesi ,1 vergi dairesi,iç hizmetler telgraf istasyonu ,posta şubesi,1 sayım bürosu. İskilip kazası okulların sayısı ise 6 yüksekokul ,1 ortaokul ve 55 ilkokuldan oluşur.1380 öğrenci bu okullara devam eder.Hepside Müslüman halkındır. Ormanlardan söz ederken ,devlet kontrolünde işletilen orman sayısını 9 olarak veren Cuinet,toplam yüzölçümlerini de 110 km kare olarak açıklıyor.Meşe ve çam cinsi ağaçlar içeren ormanlardan yılda ortalama 100000 kadar ağaç kesildiğini ,bunların sivil mimaride ,kömür elde etmede kullanıldığını ,ağaç kabuklarının da derilerin dabbaklanmasında yararlanıldığını belirtiyor.İskilip yıllık ağaç kesimi açısından en sonda yer almakta dır.İskilip kazasında yıllık hayvan yetiştirimi ortalama toplam sayının 118.720’ulaştığı anlaşılıyor.

 

Paylaş